Mutluluk Şehri

Mutluluk şehri diye bir yer varmış. O şehirde yaşayan herkes çok mutluymuş. Ne olursa olsun mutsuzluğa kapılmazlarmış. Bir filozof bu şehir hakkında kitaplarda okumuştu. Mutluluk şehrini çok merak ediyor, oraya gidip, mutluluğun nasıl elde edilebileceğini öğrenmek istiyordu. Kendi kendine: “Bizim şehrimizde, varlıklı-yoksul, sağlıklı-hasta, genç-yaşlı, kadın-erkek, yani herkesin mutsuz olacağı bir neden vardır. Mutluluk şehrinin sakinleri, her durumda nasıl da mutlu olabiliyor?” diye soruyordu.

 

Filozof, karar verip Mutluluk şehrine doğru yola koyuldu. Uzun bir yolculuktan sonra, kendini mütevazi bir şehrin girişinde buldu. Şehrin giriş kısmında, “Mutluluk Şehrine Hoş Geldiniz!” diye yazıyordu.

 

Filozofun geldiği gün, Mutluluk şehrinde “Uçurtma Festivali” düzenlenmişti. Şehir sakinleri evlerini, dükkânlarını, işlerini bırakıp, festivalin geçirileceği sahile toplanmışlardı. Etrafta koşuşan çocukların gülüş sesleri, neşeli müzisyenlerin çaldığı müzik ve güneş ışınlarıyla oynaşan mavi denizin sesi, filozofa yol yorgunluğunu unutturmuştu. Çocuklar, anne ve babalarının yardımıyla, sevinçle uçurtmalarını gökyüzüne uçurtuyordu. Herkesin yüzünde mutlu olmanın ifadesi vardı.

 

 

Ancak filozofun dikkatini çeken, bütün bunlar değildi. Uzakta, sahil kenarında, engelli sandalyesinde oturup, olup biteni izleyen bir çocuk, filozofun dikkatini çekmişti. Çocuğa biraz daha yaklaşınca, filozof çok şaşırdı. Çünkü engelli çocuk, elinde uçurtamadığı uçurtmayı tutuyor, ama gayet mutlu bir şekilde gülüyordu. Filozofun şaşkın bakışlarını fark eden çocuğun gülüşü tebessüme dönüştü.

 

Filozof, çocukla selamlaşıp konuşmaya başladı: “Diğer çocuklar gibi uçurtma uçurtamadığın için üzülmüyor musun?” Çocuk, sandalyesinde biraz doğruldu, gözlerini uçurtmaların uçuştuğu gökyüzüne çevirdi ve “Hayır, neden üzüleyim ki? Onlar benim kardeşlerim. Onların uçurtmalarını izlemek hoşuma gidiyor. Onlar sevinirken ben de seviniyorum.” diye cevap verdi.

 

Engelli çocuğun bu basit cevabı, filozofu şaşırttı. Kendi kendine, “Bu insanların nasıl mutlu olduğunu anladım: başka birisinin mutluluğuyla mutlu olmayı biliyorlar. Başkasının sevinci, herkesi mutlu ediyor. Herkes mutluluğunu başkalarıyla paylaşıyor.”

 

Çocuk, kucağında tuttuğu uçurtmayı filozofa uzattı ve gülümseyip “Uçurtmamı benim yerime uçurtmak ister misin?” diye sordu. Filozof uçurtmayı aldı ve koşarak diğer çocukların arasına karıştı. Engelli çocuğun uçurtması gökyüzüne yükselince, filozofun yüzünde bir gülücük, gözünde gözyaşı belirdi. Uçurtmasını izleyen engelli çocuğu biraz daha mutlu ettiği için gayet mutluydu.

 

Filozof, o gün şunu öğrenmişti: “Mutlu olamıyorsan, başka birisini mutlu et ve onun bu mutluluğuna ortak ol…”

 

Yazan: Sefer Jan

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !