Mevlâna'da Ümit ve Korku

 

Mevlâna buyurdu ki:

 

Vallahi ümitli ve imanlı olmak lazımdır. İşte korku ve ümit (havf ve reca) de budur. Biri benden: "Ümit güzel, hoş bir şey; fakat korku da ne oluyor?" diye sordu. Ona cevap olarak dedim ki: "Bana korkusuz bir ümit, yahut ümitsiz bir korku göstersene! Bunlar birbirinden ayrı olmadığı halde, böyle bir şeyi nasıl soruyorsun? Mesela biri buğday ekerse, elbette buğday biteceğini ümit eder. Fakat yine de Allah esirgesin, "Bir afet, bir engel çıkıp zarar vermesin" diye içinde bir korku da vardır." Bununla anlaşılmış oldu ki korkusuz bir ümit asla tasavvur olunamaz.

 

İnsan ümitli olur da karşılık ve ihsan beklemezse (bir işi kendi isteğiyle karşılıksız yaparsa) o işte daha hararetli olur, daha ciddi davranır. Ümit, beklemek insanın kanadıdır; kanatları ne kadar kuvvetli ve sağlam olursa, o kadar yükseklere uçabilir. Eğer ümidi olmazsa tembelleşir, kendisinden bir hayr beklemediği gibi, kullukta da bulunamaz. Mesela, bir hasta acı ilaçları içer ve birçok tatlı şeyleri terk eder. Eğer onun sağlığa kavuşmak ümidi olmasaydı buna nasıl tahammül ederdi.

 

Fihi Mâfih

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !