Kötümserlik & İyimserlik

Doğa kurallarına uyan, sıradan, öylesine bir başlangıçtır yaşam. Hiç bir etkinliğimiz olmadan, nerede ve nasıl yaşayacağımızı bilmeden öylesine gireriz içine… Başka bir deyişle yaşam içine alır bizi…

 

Dünyaya geldiğimizde ilk istem dışı davranışımız nefes almak ve ardından ağlamaktır. Oldum olası bana düşündürücü gelen bir olgudur bu. Neden ilkin ağlamak? Tıp yetkelerinin bu soruya getirdiği bilimsel açıklamalar bana asla doyurucu gelmez nedense…

 

Bir bebenin ilk çığlığı, yaşama itelenmenin korkusundandır. Güvenden yoksun kalışın çığlığıdır o ağıt. Doğduğu anda ağlamayı bilir de insan, neden gülmeyi sonradan öğrenir? Kötümserliğin insan doğasında olduğunun, iyimserliğinse sonradan öğrenildiğinin en geçerli kanıtı, bu sorunun içinde bence…

 

 

Yaşam, onu aldığımız andan başlayarak iyisi ve kötüsüyle bizimdir. Bir süre, açlığımızı giderenlere, gereksinimlerimizi karşılayanlara bağımlı yaşarız. O süreç geçtiğinde yaşam ve biz iki hasım gibi kalırız yüz yüze… Umutlar , umutsuzluklar, sevinçler, öfkeler, başarılar, başarısızlıklar gibi karşıtlıklarıyla yaşamın bin bir yüzü dikiliverir karşımıza…

 

Gerçekten yaşamın çeşit çeşit yüzü var ve o her bir yüzünü bize gösterir yaşadığımızca… Güzel yanlarını doğal sayıp, kötü yanlarını yalnızca kendisinin gördüğünü sanarak ne çok insan küser yaşama! Güzel ve iyiden aldığımız pay genelde yetmez, kötüden aldığımız paylar ise taşınası değildir. Yaşamı bu pencereden gördüğümüzde; kötümserlik bir yaşam biçimi olur bilmeden. Aklı taşıdığı yükte olan bir hamala döneriz. Düşündükçe ağırlaşır yükümüz ve bir zaman sonra sırtımız çöker. Yaşamı yeterince taşıyamamanın ezik sürüngenliği biner üstümüze. Yaşama kötümser yaklaşmakla, yenilgisini kendi eliyle hazırlamış değil midir insan?

 

Üretim bir etkinlik sonucu oluşur, bir çaba gerektirir. “Kötümserlik” edilgendir. Edilgenlik onu tembel yapar. Kötümser kötüyü öylece benimser. Ondan kurtulma ve mutluluk üretme kavgasını yapacak gücü gösteremez.

 

Mutluluk insana öylesine verilen bir armağan ya da başa konan bir talih kuşu değildir. Bir tarladır o. Can suyu - iyimser bakış! İyimserlik etkendir. Gözlemciden öte keskin bakışlıdır. Mutluluğun yeşereceği toprağı ve iklimi iyi bilen bir çiftçidir iyimser. Yeşeren dalların meyve vermesini bekleyecek kadar sabırlı ve de yaşamın tüm koşullarına dirençli bir savaşçı…

 

Yaşayarak biliyorum; iyimserlik üretkendir. En önemlisi; ürettikleri salt kendisini değil, çevresini de doyurur.

 

Yazan: Tunca Tünay

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !